Ülkemizdeki Doğal Anıtlar

                       Kapadokya

Haymana, (Kappadokia) Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgâr tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır.

İnsan yerleşimi Paleolitik döneme kadar uzanmaktadır. Hititlerin yaşadığı topraklar daha sonraki dönemlerde Hıristiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Kayalara oyulan evler ve kiliseler bölgeyi putperestlerin zulmünden kaçan Hıristiyanlar için devasa bir sığınak haline getirmiştir.

Haymana bölgesi, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yerdir. Coğrafi olaylar Peribacalarını oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır. İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Haymana'nın yazılı tarihi Hititlerle başlar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Haymana, İpek Yolu'nun da önemli kavşaklarından biridir.

                                          

                                            Manavgat Şelalesi

 Manavgat Şelalesi, Antalya'nın Manavgat ilçesinde Manavgat Nehri üzerinde bulunan ünlü bir şelaledir.

Antalya'ya 75 km mesafededir. Manavgat ilçesinin 3 km kuzeyinde bulunan ve adını bu ilçeden alan şelale, ırmak sularının 3–4 m'lik bir falezden düşmesiyle meydana gelir. Az bir yükseklikten dökülmesine rağmen geniş bir alan üzerinde yüksek bir debiyle akar. Ayrıca Manavgat Irmağını besleyen kaynaklardan en büyüğü olan karstik Dumanlı kaynağı, Oymapınar barajı yapıldıktan sonra baraj gölü içinde kalmıştır.

                                        Damlataş Mağarası

Damlataş Mağarası, Antalya'nın Alanya ilçesinde deniz kıyısında bir mağaradır. Alanya şehir merkezine 3km uzaklıkta bulunmaktadır.

1948 yılında liman inşaatında kullanılmak üzere taş ocağı olarak tespit olunan bugünkü yerinde, bir dinamit ateşlenmesi sonucu bulunmuştur. Birbirinden güzel binlerce sarkıt ve dikitlerle süslü bu mağara hemen koruma altına alınıp mağara hakkında araştırmalara başlanmıştır. Mağaranın kapısından içeri girince 45-50m uzunluğunda bir geçit, 13-14m çapında ve 15m yüksekliğinde silindirik bir boşluk, ayrıca 15000 senede oluşmuş sütunlar vardır. Mağaranın iki katlı olan boşluğu 2500m3 hava ihtiva etmektedir. İçindeki ısı yaz-kış 22,3 °C’dir. Nispi nem %98’dir. Mağara dış tesirlerden arınmış olup havasında bol miktarda asit karbonik vardır. Hava basıncı deniz seviyesinden biraz aşağıda olmasına rağmen 760mm’dir. Mağara boşluğunun tamamı 180-200m2’dir. Mağara etrafındaki kalınlık 10m’yi bulduğu için çökme ihtimali yoktur. Senenin 5–6 ayında devamlı damlar. Mağaranın astıma iyi gelen dört vasfı olduğu tespit edilmiştir. Mağaranın ortamında bulunan normalde 8–10 misli fazla karbondioksit, yüksek oranda nem, alçak sühunet, radyo aktive gibi unsurların ilk ikisinin astıma iyi geldiği, diğer ikisinin de yardımcı faktör olarak kabul edildiği bilinmektedir.

                                          Pamukkale Travertenleri

 

Traverten çok yönlü, çeşitli nedenlere ve ortamlara bağlı, kimyasal reaksiyon sonucu çökelme ile oluşan bir kayadır. Pamukkale termal kaynağını meydana getiren jeolojik olaylar geniş bir bölgeyi etkilemiştir. Bu bölgede sıcaklıkları 35–100 C arasında değişen 17 sıcak su alanı bulunmaktadır. Pamukkale termal kaynağı, bölgesel potansiyel içindeki bir ünitedir. Kaynak, antik dönemlerden beri kullanılmaktadır. Termal su kaynaktan çıktıktan sonra 320m uzunluğunda bir kanal ile traverten başına gelmekte ve buradan, 60-70m.lik kısmi çökelmenin olduğu traverten katlarına dökülmekte ve ortalama 240-300m. Yol kat etmektedir.

Kaynaktan çıkan 35.6 Co sıcaklığında, içinde yüksek miktarda Kalsiyum Hidro Karbonat bulunan suyun havadaki oksijen ile olan teması sırasında Karbondioksit ve Karbon monoksit uçarak, kalsiyum karbonat çökelmekte ve traverten oluşumuna sebep olmaktadır. Çökelti ilk etapta jel halindedir. Reaksiyon kimyasal olarak; Ca(HCO3)+O2 à CaCO+CO2+CO+H2O şeklindedir. Kat kat havuzcuklarında ve katkat şeddelerinde, çökelmekte olan kalsiyum karbonat, başlangıçta yumuşak bir jel halindedir.

                                  Ağrı Dağı

Ağrı Dağı Türkiye'nin en yüksek dağıdır. Zirvesi 4 mevsim boyunca erimeyen kar ve takke buzulu ile kaplı volkanik bir dağ olan Ağrı Dağı, Türkiye'nin doğu ucunda, Ağrı ilinin sınırları içerisinde yer almaktadır. Dağ, İran'ın 16 km batısında ve Ermenistan'ın 32 km güneyindedir. Dağın %35'lik bir kesimi Iğdır ilinde, kalan %65'lik kesimi ise Ağrı ili sınırları içerisindedir[1].

Ağrı dağı 5137 metrelik rakımıyla, Anadolu Yarımadası'nın en yüksek doruğudur. Ağrı Dağı iki zirveden oluşur bunlar 5137 metrelik Büyük Ağrı Dağı Zirvesi ile 3898 metrelik Küçük Ağrı Dağı Zirvesidir [2]. 4000 metreye kadar bazalt daha sonra sonraki yükseklikte andezit lavlarından oluşarak volkanik bir dağ özellikleri gösterir. Dağın doruğunda bir örtü buzulu vardır ve Türkiye'nin en büyük buzuludur.

                                       Aydın kaplıcaları

Aydın İli, Germencik İlçesine 9 km, Aydın İl Merkezine 60 km mesafede bulunan kaplıca alanı Büyük Menderes Havzası içerisinde Aydın Dağlarının uzantısı olan Gümüş dağı eteklerinde ormanlık bir alan içerisinde yer almaktadır.

Kaplıca alanına Aydın-İzmir otoyolunun Germencik çıkışından 10 km uzaklıkta bulunmaktadır. Havayolu ulaşımından ise 80 km uzaklıktaki Menderes Havaalanından faydalanılmaktadır. Germencik’ ten kaplıca alanına her saat ücretsiz servis düzenlenmektedir.

                                          Cilo dağı buzulu

Cilo Dağı, Doğu Anadolu Bölgesi'nde, Hakkâri bölümünde dağ kütlesidir.

Günümüzde Türkiye'de buzulların en çok geliştiği bölge olan (Türkiye'nin en uzun buzulu Uludoruk Buzulu’nun uzunluğu 4 km'dir). Buzul Dağı (Eski Cilo Dağları), Türkiye'nin ikinci yüksek doruğu olan Ulu doruk’u (4135 m) taşır.

Yaklaşık 30 km boyunca uzanır. Güneydoğu Toroslar'ın Türkiye sınırları içindeki en doğu uzantısı olan Hakkâri dağlarına bağlıdır.

                                     Nemrut dağı krater gölü
Türkiye’nin en büyük krater gölü olup, adınıMÖ2100 de yaşamış Babil Hükümdarı Nemrut�tan alıyor. Yüksekliği2935metreolan Nemrut Dağının dördüncü zamanda patlaması sonucu oluşmuş. Dağın tepesinde biri sıcak, iki krater gölü var.Soğukgöl13kilometrekarebüyüklükte, derinliği 155 metre. Sıcakgölünsuyu60santigratdereceye varıyor. Üç kilometrekare alana sahip.Enderinnoktası100 metre civarında. Nemrut Krater Gölü, Bitlis�e26,Tatvan ilçesine 15 kilometre uzaklıkta. Yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken gölün çevresinde dinlenme ve konaklama tesisleri bulunmuyor. Bitlis-Tatvankarayolundan13 kilometre uzaklıktadır.

                                                 Ölü deniz

Ölüdeniz, Muğla ilinin Fethiye ilçesine bağlı bir beldedir. Ölüdeniz kumsalı yüzde seksen iki oyla 2006 yılında dünyanın en güzel kumsalı seçilmiştir[1].

Belde, turizm açısından oldukça gelişmiştir. Likyalılarda ışık ve güneş diyarı, Ortaçağ'da "Uzak Diyar" olarak tanınır, Anadolu'nun güneybatısında yer alan Teke Yarımadası'da bulunur. Türkiye'de bulunan denizkulağı (lagün) oluşumlarından biridir.

Ölüdeniz, adı gibi durgun bir göl niteliğindedir. En fırtınalı günlerde Belceğiz kıyıları dalgalarla boğuşurken, Ölüdeniz'de sadece çırpıntılar meydana gelir.

Ancak durgun gibi gözüken Ölüdeniz, gözle görünmeyen üç nedenle kendini hemen her gün yenilemektedir. Bunlardan ilki, Ölüdeniz'de mevcut yoğun kaynak suyu çıkışları, dipte içeriden açık denize doğru bir akıntı yaratmaktadır. İkincisi, bu kaynak sularının yarattığı tuz farkından dolayı açık denizden içeriye ve dışarıya devamlı bir sirkülasyon oluşmasıdır. Üçüncüsü ise gel-git etkisi ile iki-üç günde bir deniz ortalama yarım metre yükselir ve alçalır. Bu da büyük miktarda deniz suyu giriş ve çıkışı sağlamaktadır.(ölüdenizin en önemli özeliği insanların aşırı tuzdan dolayı batmamasıdır)

                         

                                               Manyas kuş gölü

 

Manyas Kuşgölü'nün tamamı idari olarak Balıkesir İli'nin Bandırma ilçesi sınırları içinde ve Marmara Denizi'nin güneyinde, Uludağ ile Biga Yarımadası arasında uzanan bir çöküntü alanında yer almaktadır. Bu çöküntünün tabanını Kuş ve Ulu abat (Apolyont) Gölleri ve bu göllerin çevresinde yer alan geniş ovalar, kenarlarını ise yüksek dağ ve yaylalar oluşturmaktadır. Doğu batı doğrultusunda uzanan gölün uzunluğu 20 km. genişliği ise 14 km.dir.

Kuş gölü, ekolojik yönden eutrophic (bol gıdalı), limnolojik bakımdan ise argilotrophic (killi) bir sulak alandır. Koloidal kil ihtiva ettiği için suyu devamlı bulanıktır. Suları tatlı olan gölün en derin yeri 4 metre civarında olup, ortalama derinliği 1–2 metredir.

                                                  Fırat Nehri

Fırat nehri, Türkiye'nin en verimli ve su potansiyeli en yüksek ırmağıdır.

Fırat nehri Erzincan, Tunceli, Elazığ, Malatya, Diyarbakır, Adıyaman ve Gaziantep il sınırını belirledikten sonra Suriye, daha sonra Irak topraklarına girer. Irak'ta denize uzak olmayan bir noktada Dicle Nehri ile birleşerek Şatt'ül-Arab'ı oluşturur ve Basra Körfezi'ne dökülür. Nehrin en önemli kolları Murat, Karasu, Tohma, Peri, Çaltı ve Munzur Çayları'dır.

Toplam uzunluğu 2.800 km ile Türkiye sınırları içinde kalan bölümün uzunluğu ise 1263 km'dir. 720.000 km² su toplama havzasına sahiptir. Fırat Nehri'nin rejimi Türkiye'deki diğer akarsulara göre daha düzenlidir. Mart ile Haziran ayları arasında yavaş yavaş kabarır, Temmuz ile Ocak ayları arasında çekilmiş olmasına rağmen yine de bol su akışı olur.

      

 

 

 

Saat
 



More Cool Stuff At POQbum.com

Reklam
 
 



SİTEMİZE FACEBOOK'TAN DA ULAŞABİLİRİSNİZ. WWW.FACEBOOK.COM/URLASİTE

 
İlin ismini kutucuğa yazın...
 
<
 
 
Bugün 16324 ziyaretçi (23689 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=

Bu sayfada dakika saniye misafirim oldunuz .....

var ver = navigator.appName; if (ver == "Microsoft Internet Explorer") { document.write(''); }else{ document.write(''); }